|
Dünya tarihini değiştiren
Çanakkale Savaşı cesaretin kahramanlığa dönüştüğü ve eşi görülmemiş bir
centilmenlik savaşıdır. Her iki tarafın birbirinden nefret etmeden, siperlerden
birbirlerine su ve yiyecek atarak şehitlerinin de koyun-koyuna yattığı destansı
bir savaştır.

18 Mart 1915 deki deniz harekatı ile başlayan Çanakkale Savaşı’nda İtilaf
Devletleri boğazı geçemeyince 25 Nisan 1915’de Gelibolu Yarımadası’na asker
çıkarmış ve sekiz buçuk ay sürecek olan kara savaşları başlamıştır. Bu savaşın
sonunda müttefikler 43 bin şehit, 30 bin kayıp,72 bin yaralı verirken Türk
ordusu da 55 bin şehit , 25 bin hastanede yaralı iken ölen,10 bin kayıp ve 100
bin yaralı vermiştir. Atatürk’ün bu savaş hakkında söylediği şu söz bu
kayıpların daha sonra ülkemize ne gibi bir etkisi olduğunu anlatması bakımından
çok önemlidir: “Biz Çanakkale’de bir Darülfünun gömdük”.
30 Kasım 1915’de Üsteğmen Ali Rıza ve Teğmen Orhan Bey karaya oturan bir
kruvazörü bombalarken bir Fransız uçağını da makineli tüfekle düşürmüş ve
“düşman uçağı düşüren ilk pilotlar” olarak tarihe geçmişlerdir. Müttefik
kuvvetlerinden geride kalabilenler 20 Aralık 1915’de Anafartalar ve Arıburnu’nu
, 9 Ocak1916’da Seddülbahir’i boşaltarak topraklarımızı terk etmişlerdir.
Çanakkale’de müttefiklerin başarı sağlayamaması üzerine İngiltere’de hükümet
düşmüş ve Deniz Kuvvetleri Bakanı olan Winston Churchill ve Amiral Fisher istifa
etmek zorunda kalmıştır.
General W.Birdword’un Çanakkale Savaşları için tarihe geçen şu sözleri birçok
gerçeği ifade etmektedir:
“ Türk askeri kadar vatanı için gözünü kırpmadan ölen,savaş anında müthiş
cesaret ve fırtınalar yaratan,ateş kesildiği zaman onun kadar iyi
yürekli,yumuşak kalpli,düşmanın yaralarını saran,sırtında taşıyarak onu ölümden
kurtaran bir asker yeryüzünde görülmemiştir.”

Gelibolu Yarımadası 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Gelibolu Milli
Parkı’nın sınırları Gelibolu Yarımadası’nın Saroz Körfezinden Ece Limanına ve
Çanakkale Boğazı’ndaki Akbaş İskelesi arasındadır. Bu bölgede Seddülbahir Köyü
çevresindeki Tekke ve Hisarcık burunları, Ertuğrul, Morto, İkizkoyları, Alçıtepe,
Kerevizdere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen,
Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı
alanlardır. Bu nedenle bu bölgede her biri ayrı bir kahramanlık örneğini
yansıtan şehitlikler bulunmaktadır. Bütün bu şehitliklerin anısına da Çanakkale
Şehitler Abidesi dikilmiştir. Bu bölgede çeşitli yerlerde 37 Türk anıtı ve
şehitliği, Fransız, İngiliz, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya ait 33 anıt ve
mezarlık bulunmaktadır.

İlk Şehitler Anıtı ve Şehitliği
Seddülbahir Kalesi önünde, Cephanelik Şehitliği adı ile de
isimlendirilen İlk Şehitler Anıtı 3 Kasım 1914’de İtilaf Devletleri
donanmasından 6 kruvazörün açtığı bombardıman sırasında bir bombanın kale
içindeki cephaneliğe isabeti sonucu meydana gelen infilakta ölen 5’i subay 81’i
er olmak üzere savaşta ilk canlarını veren 86 şehidimizin anısına 1986’da
düzenlenmiştir.

Seddülbahir Kalesi komutanı Yzb. Şevki, Komutan muavini Üstğm.Cevdet ile takım
komutanları Üstğm.Rıza ile Tğm. Eşref burada yatmaktadırlar.
Sekizgen mermer bir kaide üzerinde yukarıya doğru incelen mermerden anıtın
arkasında kalede patlayan cephaneliği sembolize etmek için de yine mermerden bir
kale burcu yapılmıştır. Bu anıt ve şehitliğin etrafı geniş bir duvar ile
çevrelenmiş ve içerisi de çimlenmiştir.
Akbaş Şehitliği
Çanakkale, Eceabat ilçesi’nin Yalova Köyü girişinde bulunan bu
anıt 7.tümenden şehit düşenlerin anısına 1945 yılında dikilmiştir. Şehitlikte,
Şehit Binbaşı Ali Zeynel Abidin ve 18 asker elbiseleri ile gömülüdür.



Havuzlar Şehitliği
Kerevizdere’de 21 Haziran 1915’te şehit düşen askerlerin anısına
mermerden iki katlı bir kaide üzerine yukarıya doğru incelen, obelisk şeklinde
bir anıt yapılmıştır. Çanakkale Şehitlerine Yardım Derneği tarafından 1961-1962
yıllarında yaptırılan anıtın çevresinde şehitlerin kemikleri toplanarak bir
araya getirilmiş, anıtın üzerine de askerlerin isimleri yazılmıştır.


İtilaf Devletleri komutanı General Hamilton 27 Nisan 1915’te başlattığı
taarruzda kıyılara hakim olmuş ve tepeleri ele geçirmiştir. Bunu önlemek üzere
karşı taarruzda altı bin kişi şehit olmuş, Fransızların kayıpları da 2.500’ü
bulmuştur.
Zığındere Sargı Yeri Şehitliği
Seddülbahir’e 4 km. uzaklıkta Zığındere Plaj Mevkii ile
kuzeyindeki Sargıyeri Mevkii arasındaki uzun dere yatağı, Çanakkale
Savaşları’nda en kanlı çatışmaların geçtiği bölgedir. Dere yatağının kısmen
korunaklı olması dolayısıyla burası her iki taraf için de çok önemliydi. Bunun
için birkaç metreyi ele geçirmek için binlerce asker burada hayatını
kaybetmiştir.

General Hamilton Zığındere’de başarıya ulaşamayınca 28 Haziran’da Zığındere’den
taarruza başlamış, gemilerden açılan top atışları karşısında bölgede sıkışan
orduya takviye olarak gönderilen 11. ve 6. tümenler ile taarruz güçlükle
durdurulabilmiştir. Her iki tarafın da çok kayıp vermesine rağmen istenilen
sonuç elde edilememiştir. Bu bölgedeki çatışmalar Seddülbahir bölgesindeki
savaşların noktalandığı yerdir. Müttefik kuvvetleri geri çekilirken de en son bu
bölgeyi boşaltmışlardır.
Zıgındere’nin girişinde plajın hemen arkasında İngilizlerin su sıkıntısını
karşılamak için açtıkları demir konstrüksiyonlu bir kuyu halen durmaktadır.
Kuyunun bileziğinde bunu açan mühendislerin isimleri yazılıdır.

Zıgındere ile Alçıtepe arasında, Alçıtepe’nin 1 km. batısında bulunan Sargı Yeri
Şehitliği savaşın bitiminde yapılmıştır. Bu şehitlik 1995’de yenilenerek 30
Temmuz 1995’de açılmıştır. Seddülbahir bölgesindeki savaşlarda yaralanan
askerler burada tedavi görürken, İngiliz donanmasının bombardıman ve saldırısına
maruz kalarak şehit olmuşlar ve topluca buraya gömülmüşlerdir. 1995’deki
düzenlemede toplu mezarlardan çıkarılan kemikler burada muntazam bir şekilde
gömülmüş ve künyeleri olanların da isimleri üzerlerine yazılmıştır. Burada 60’ı
subay olmak üzere 300 şehit gömülüdür. Şehitlikte normal insan boyutunda, mermer
kaide üzerinde bronzdan, kucağındaki yaralı bir askeri kızgın güneşten korumak
için elini yukarıya kaldırmış bir askeri gösteren anıt bulunmaktadır.
57. Piyade Alayı Şehitliği
Çanakkale Savaşı
sırasında Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin çıkartma yaptıkları Anzak Koyu
ile Conk Bayırı arasındaki alan strateji yönünden son derece önemli idi. Bu
yüzden buradaki savaşlarda her iki tarafta çok kayıp vermişlerdir. Siperlerin
birbirlerine 5 m. kadar yaklaştığı bu yer savaşlar boyunca en fazla ateş altında
kalan bölge idi. Karşılıklı bomba saldırıları ve süngü hücumları burada
yoğunlaşmıştır.

Mustafa Kemal’in komutasındaki 19.Tümen’in 57.Alay’ı müttefik çıkartmasının ilk
gününden itibaren Anzak (Avustralian and New Zeland Army Corps kelimelerinin baş
harflerinin birleştirilmesidir) askerlerinin Arıburnu cephesindeki ilerleyişini
durdurup geri püskürtmüştür. Komutanları da dahil olmak üzere birkaç gazi
haricinde bütün alayın komutan, subay ve erlerin şehit olduğu, Bomba Sırtı
denilen bu yer Kültür Bakanlığı’nca 1992’de yeniden düzenlenmiştir.
Burada yatan şehitlerin en küçüğü 9 yaşındaki Saka Çocuk’tur. Ayrıca 57.Alay’ın
İstanbullu Rum Doktoru Yüzbaşı Dimitroyati, Alay İmamı Konyalı Hasan Fehmi
Efendi ile beraber burada gömülüdür. Alay’ın komutanı Yarbay Manastırlı Hüseyin
Avni Bey’in mezarı parmaklıkla çevrili küçük bir alanın ortasındadır. Mermerden
yapılmış olan bu mezarın başındaki bir yazıtta kısaca savaş hakkında bilgiler
verilmektedir. Mezarın ayakucu tarafında dikdörtgen bir kaide üzerinde mermerden
yapılmış Alay Sancağı bulunmaktadır.

Avustralya’nın Melburn Müzesi’nde sergilenen ve 57.Alaya ait olduğu iddia edilen
bir Sancağın altındaki plakette şunlar yazılıdır:
“ Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirtilmiştir,ama esir edilmemiştir.
Türk Ordusu’nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden
teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir
ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda
duran bu Türk Alayı Sancağını selamlamadan geçmeyin.”
Şehitliğin giriş kapısının sağ
tarafında yüksekçe bir kaide üzerinde bronzdan yapılmış heykelde ihtiyar bir
gazi, bir kız çocuğunu elinden tutmuş içerideki mezarlara sanki bakıp
konuşuyormuş gibi canlandırılmıştır. Bu heykelde tasvir edilen gazi Çanakkale’de
savaşmış Hüseyin Kaçmaz isimli biri olup, elinden tuttuğu kız çocuğu de Eylül
adındaki torunudur.
Anıtın ve şehitliğin 1993’deki açılışında hayatta kalmış Anzac askerlerinden
Jaen Ryan ile bu gazimiz üniformalarını değiştirirler. Ne yazık ki bir yıl sonra
her iki gazi de ölmüştür. Bir söylenceye göre; Alay Komutanı Hüseyin Avni Bey
aldığı hücum emrini yerine getirmek üzere son kalan taburu ile hücum
hazırlıkları içinde bulunduğu gece kısa bir uyku sırasında Kanlısırt eteklerinde
beyaz kümeler görür. Uyandığında Tabur komutanına bu rüyayı anlatır ve “Bunlar
nedir evladım?” der.
Tabur komutanının cevabı ise şöyledir:
“ Komutanım o beyaz kümeler bu sabah gün doğmadan şehitlik mertebesine ermek
için hücuma kalkacak Mehmetçiklerin iç çamaşırlarıdır. Her bir Mehmetçik şehit
olabilmek için temiz çamaşırlarını giymiş salimen dönersek diye üzerlerinden
çıkanları yıkayıp çalılıklar üzerine sermişlerdir.”
Bu rüyanın ertesi günü ise alaydan hiç kimse sağ kalmamış, su taşıyan saka
çocuğundan komutanına kadar hepsi şehit olmuştur.
Arıburnu Şehitliği ve Anıtı
Gelibolu’daki
şehitlik girişinin karşısına yüksek mermer bir platform üzerine Arıburun
Şehitliği’nin anıtı yerleştirilmiştir.Yukarıya doğru küçülen üç katlı anıtın her
cephesinde yuvarlak kemerli, üzeri sekizgen mermerden sivri bir külahla
örtülüdür.

Çanakkale Savaşları’nda Arıburnu bölgesinde yaşamını yitiren 608 şehidin anısına
yapılan bu anıt ve şehitlik 12 Aralık 1992’de açılmıştır. Burada yapılan bir
kazıda boynundaki künyesinden İngiliz Yzb.Wolters ile 57.Alay 6 bl.komutanı
Erzincanlı üsteğmen Mustafa Asım Bey’in iskeletleri yan yana silahları ve
mataraları ile birlikte bulunmuştur. Bu iki şehir şehitliğin içerisindeki anıtın
önüne bulundukları şekilde gömülmüşlerdir. Bu iki şehidin aileleri bulunmuş ve
1993 yılı başında şehitlikte buluşturulmuştur.
Conkbayırı Anıt ve Mezarlarlığı
Çanakkale Savaşları
sırasında 25 Nisan 1915 günü Anzak Koyu’na çıkartma yapan Anzaklar, kendisine
çekilme emri verildiği halde bu emri dinlemeyen Mustafa Kemal (Atatürk)
tarafından Conkbayırı’nın güney eteklerinde durdurulmuştur. Atatürk, cephanesi
biten ve geri çekilmeye başlayan askerleri durdurarak “Kurşununuz yoksa süngünüz
var” sözünü burada söylemiştir. Daha sonra 57.Alayı 261 rakımlı bu tepeye doğru
hücuma kaldırmıştır. Akşam saatlerinde de Anzakları dar sahil şeridinde
sıkıştırmıştır. Atatürk bu emri vermeseydi Anzaklar yarımadaya hakim olup
Conkbayırı-Kocatepe bölgesini ele geçirip Eceabat’a kadar inecek ve İstanbul
yolunu açmış olacaklardı. Ertesi günü, 10 Ağustos 1915 sabahı bu bölgede tekrar
büyük bir çarpışma olmuştur. Bu arada Conkbayırı’nın bazı kısımlarını işgal eden
Anzak askerlerine karşı yeni bir saldırı yapılarak geri püskürtülmüşlerdir.
Anzak kuvvetleri bu hamlelerinde başarılı olsalardı bu kez 25 Nisan’da ele
geçiremedikleri Conkbayırı’nı alarak tabyaları arkadan kuşatacak ve Çanakkale
Boğazı’na inerek İtilaf Devletleri donanmasına İstanbul yolunu açacaklardı.

Conkbayırı Anıtı ve şehitliğinin bulunduğu tepede üçü yarım yuvarlak diğer ikisi
de biraz daha ileride olmak üzere üzeri yazılı beş mermer anıt vardır. Bunlardan
birincisinin üzerinde;

“Mustafa Kemal Atatürk 25 Nisan 1915 sabahı Conkbayırı’na doğru ilerleyen
düşmana karşı 57.Piyade Alayı ile taarruza başlarken “Ben size taarruzu
emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında
yerimize başka kuvvetler başka komutanlar kaim olabilir” emri yazılıdır.
Mustafa Kemal’in bu sözü üzerine harekete geçen askerler Anzakları
Cesarettepe’ye kadar atmışlardır.
Buradaki ikinci anıtta şu sözler yazılıdır.

“10 Ağustos 1915 sabahı Türk karşı taaruzu siperler yakın olduğundan süngü
hücumu ile başlamıştır. Düşman donanma topçusunun yoğun ateşi altında cehennemi
bir hal alan Conkbayırı’ndaki muharebeler sırasında gözetleme yerinden bir an
bile ayrılmayan Anafartalar Grup Komutanı Alb. Mustafa Kemalin bir şarapnel
misketi ile parçalanan cep saati hayatını kurtarmış ve düşman bu taaruz sonunda
Ağılderesi’ne kadar geri atılmıştır.”
Üçüncü anıttaki yazıt ise şöyledir:

“Düşman kuvvetlerinin,Gelibolu Yarımadasının en önemli bölgesi ve doruk noktası
olan Conkbayırı’nı ele geçirerek Türk kuvvetlerini ikiye bölmek ve Çanakkale
Boğazı’nı ele geçirmek amacı ile giriştikleri devamlı saldırıları kahraman Türk
askerinin büyük cesaret ve gayretle yaptığı savunma karşısında başarısızlıkla
sonuçlanmıştır. Bu bölgede cereyan eden muharebelerde Türk ordusu 9200
şehit,düşman 12 000 kayıp vermiştir.”
Şehitliğin yanındaki iki anıttan birincisinde;

“Arıburun’daki düşman kuvvetleri, aldıkları takviyeler ile daha da güçlenmiş
olarak 6 Agustos günü Conkbayırı’na doğru yeniden taarruza başlamışlardır. Gece
gündüz aralıksız devam eden kanlı muharebeler sonunda iki taraf da ağır kayıplar
vermiş ve Türk askeri,düşmanı 9 Ağustos 1915 akşamı Conkbayırı tepeler hattına
25 m.mesafede durdurmayı başarmıştır.”
Diğer anıt üzerinde;

“ 19 .Piyade Tümen K.Kur.Yarbay M.K.Atatürk 25 Nisan 1915 günü düşmanın
Arıburun’a çıkartma yaptığını öğrenince kendi inisiyatifi ile 57. Piyade Alayını
bölgeye sevk etmiş,bu arada kıyı örtmesi yapan,cephanesi bitmiş çok az sayıdaki
ere yaptıkları süngü hücumu ile kazanılan zaman içinde yetişen alaya mevzi
aldırarak,düşmanı Conkbayırı’na ulaşmadan durdurmayı başarmıştır” yazılıdır.
Atatürk
Anıtı
Conkbayırı’nın en
tepe noktasında, Yeni Zelandalılar anıtının karşısında Atatürk Anıtı
bulunmaktadır. Atatürk’ün heykeli iki katlı bir platformdan sonra yukarıya doğru
hafif daralan oldukça yüksek bir kaide üzerindedir. Kaidede Atatürk’ün 1934’de
söylediği şu sözler yazılıdır:

“ Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar!Burada dost bir
vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler,Mehmetçiklerle
yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen Analar!
Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler
ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını
verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.” Mustafa Kemal - 1934
Atatürk’ün bu sözleri Avustralya’nın Queensland şehrinde, başkanlığını Alan J.
Campbell’in yaptığı komitenin yaptırttığı ve “Onur Çeşmeleri” adı verilen anıta,
Türkçe ve İngilizce olarak madeni levha üzerine kazınıp konulmuştur. Onur
Çeşmelerinin açılışı 1 Mart 1978’de Başbakan J.Bjelke Peersen tarafından
yapılmıştır.
Atatürk’ün Saatinin Parçalandığı Yeri Simgeleyen Anıt
Çanakkale Savaşları
sırasında, Conkbayırı’nda bir şarapnel parçası Atatürk’ün göğsündeki saate
isabet ederek O’nu mutlak bir ölümden kurtarmıştır. Bu olayın geçtiği yerde,
bunun anısına bir anıt yapılmış ve 25 Nisan 1993’te ziyarete açılmıştır.

Emekli General Cemil Conk’un anlattığına göre; şiddetli top ateşi başladığında
Atatürk birden elini göğsüne götürmüş, o sırada yanında bulunan Yarbay Servet
Bey (Em.Tuğ.Gen. Servet Yurdatapan) kan sızıntısını görünce telaşlanmış bunun
üzerine Atatürk elini dudaklarına götürerek sus işareti yaparak kimseyi telaşa
vermemesini istemiştir. Akşama doğru Mareşal Liman von Sanders’e kendi kumandası
altında yapılan süngü hücumu hakkında bilgi verirken; ”Bütün cephe üzerinde
piyademiz, Conkbayırı’na tırmanmaya çalışan düşmana benim işaretimle süngü
hücumuna geçti ve düşmanı denize kadar sürdü. Bu esnada benim göğsüme bir mermi
parçası isabet etti. Saatim kırıldı. Bu saat benim canımı kurtardı. Müsaade
ederseniz bugünkü muvaffakiyetin hâtırası olarak bu saati size takdim edeyim”
diyerek parçalanmış saati Liman von Sanders’e vermiştir. O da ailesinin soyluluk
armasını taşıyan kendi saatini Atatürk’e uzatmış ve bugünün hatırasına kabul
etmesini istemiştir.
Liman von Sanders emekli olduktan sonra Münih’de yaşamını sürdürmüştür. Bir
müddet sonra Milli Savunma Bakanlığı Liman von Sanders’in ailesine bir mektup
yazarak askeri müzeye konulmak üzere bu saatin iadesini rica etmişler, ancak
aile eve giren bir hırsız tarafından bu saatin çalındığı yanıtını vermiştir.
Anıt taştan yuvarlak güllelerin üst üste konulduğu bir platform üzerine
yerleştirilmiştir.
Kemal
Yeri Anıtı ve Atatürk’ün Gecelediği yer
Çanakkale Savaşları
sırasında Conkbayırı’nın güneyinde Kocatepe Köyü ile Kanlısırt arasında kalan ve
geniş bir bölgeyi kontrol altında tutabilen yeri Mustafa Kemal 19.Tümen komuta
yeri olarak kullanmış ve Arıburnu Savaşları’nı buradan yönetmiştir. Atatürk’ün
10 Ağustos 1915 sabahı yapacağı taarruz öncesi gecelediği yer bir tabela ile
belirtilmiştir. Selvi ağaçları arasında bulunan bu yer Conkbayırı ile Kemal Yeri
arasındadır. Kemal Yeri Abıtı’na da 750 m. uzaklıktadır.

Şevket Süreyya Aydemir’den öğrenildiğine göre; 10 Mayıs 1915’te buradaki bir
çukurda harita üzerinde arazi incelemesi yapan Mustafa Kemal’e o zamanki
3.Kor.Kur.Bşk.Kur.Yb.Fahrettin Bey (sonradan Gnr.Fahrettin Altay) orada ne
yaptığını sormuş, Mustafa Kemal de bölgeyi incelediğini ve bulunduğu yerin
ismini araştırdığını söylemiştir. Bunun üzerine Fahrettin bey “Mademki bir isim
bulamadın buranın ismi Kemal Yeri olsun” diyerek buraya tarihi ismi vermiştir.
Kemal Yeri’ne 1982 yılında bir anıt yapılmış ve anıtın üzerine Atatürk’ün şu
sözleri yazılmıştır:
“ Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir
ki,bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur.
Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız benim değil, bütün milletimizin
sonsuza kadar yoksun kalmasına neden olacağını hepinize hatırlatırım” M.Kemal
Atatürk .
Hastane Bayırı Şehitliği ve Anıtı
Eceabat İskelesine 1
km. uzaklıkta Hastane Bayırında bulunan şehitlik, savaş sırasında burada
kurulmuş olan seyyar hastaneye getirilen yaralılardan hayatlarını kaybedenlerin
gömüldükleri yerdir.

Etrafı alçak bir duvarla çevrili şehitliğin demir parmaklıklı kapısından içeriye
girilince çimenler üzerinde üzerleri bayrak şeklinde yapılmış çoğunun adı
bilinmeyen şehit mezarları vardır. Merdivenle çıkılan yüksek mermer bir
platformun üzerindeki obelisk şeklindeki anıtın üst tarafında ay-yıldız
bulunmaktadır. Obeliskin alt tarafındaki yazıtta şunlar yazılıdır:
“Birinci Cihar Harbinde burada Tanrısına kavuşan ulu şehitlerimizin ruhuna
el-fatiha 1331-1333 (1915-1917)” .
3 Kasım 1914’de Seddülbahir Batarya komutanlığı yapan Gazi Yzb.Şemsettin Çamoğlu
da öldükten sonra kendi vasiyeti üzerine buraya gömülmüştür.
Hasan
- Mevsuf Anıtı Top Bataryası ve Şehitliği
Çanakkale Boğazı’nın
Anadolu yakasında, Eski Çanakkale-İzmir yolu üzerindeki Kepez Köyü yakınlarında
Hasan Mevsuf Anıtı ve Şehitliği bulunmaktadır. 18 Mart 1915’de buradaki denize
hakim tepenin yamacında 2 tane 15’lik ve 3 tane de 5’lik topun bulunduğu topçu
bataryasının kumandan ve erlerinin şehit oldukları bu yere yapılmış olan
anıttır.

Siyah mermer bir kaide üzerinde yukarıya doğru daralan, üzerine tunçtan bir top
mermisi konmuş dört köşe bir anıttır. Bu anıtın üzerindeki yazıtta şunlar
yazılıdır:
“ 22 düşman harp gemisinin zorladığı Çanakkale Boğazı Türk azmi karşısında
geçilemedi. O gün 18 Mart 1915, Türk zaferinin üstün başarısını bu topçu
bataryası göstermiştir. Burada o gün yurdu için savaşırken şehitlik mertebesine
yükselen batarya Komutanı Ütgm.Hasan ile Tk. K. Tğm.Mevsuf ve dört er
yatmaktadır.”
Batarya Komutanı Ütgm.Hasan Bey için 18 Mart 1915 sabahı, İstanbul’dan Çanakkale
Müstahkem Mevkii komutanlığına bir kızının dünyaya geldiğini bildiren telgraf
gelmiştir. Bu telgrafı alan Cevat Paşa bataryaya gelmiş ve Ütğm.Hasan’a :“Bir
kızın dünyaya geldi. Allah bağışlasın, izinlisin” demiştir. Hasan Bey ise
“Komutanım, vatan daha mukaddes, gidemem. İsmini Didar koysunlar” cevabını
vermiş ve aynı gece bütün batarya ve Hasan Bey gemilerden atılan toplarla şehit
olmuştur.
Anıttan 150 m. kadar ileride denize hakim tepenin yamacındaki küçük şehitlikte
burada şehit olan 6 subay ve erin mezarları bulunmaktadır. Etrafı alçak muntazam
bir duvarla çevrili şehitliğin kapısına dört basamakla çıkılmakta olup, kapının
iki tarafına madenden birer top mermisi yerleştirilmiştir.
Gözetleme Tepe Şehitliği ve Anıtı
Behramlı’dan Saros
Körfezi’ne doğru giderken Alçıtepe’den sonra Çam ağaçları içinde Saros
Körfezi’ne hakim Gözetleme Tepesi denilen yerdedir.

1939’da yapılan üç katlı, yukarıya doğru katları küçülen beyaz renkte bir
anıttır. Bunun yanında sanduka biçiminde isimleri bilinmeyen üç şehidin
mezarları yan yanadır.
Yahya
Çavuş Şehitliği ve Anıtı
Ertuğrul Koyu’na
hakim bir tepede bulunan Yahya Çavuş Şehitliği ve Anıtının bulunduğu yerde 25
Nisan 1915’te Ertuğrul Koyu’a çıkartma yapan İtilaf Kuvvetlerinin 3. Alayına
karşı 26.Alay 3.Tb.10.Bölüğünün 21.Takımından olan, Ezineli Yahya Çavuş 63
askeri ile savaşmıştır. Sabah gün ağarmasından batımına kadar üç alaya karşı
kahramanca dövüşerek şehit olmuşlardır. İngilizlerin Aytepe’yi ele
geçirmelerinin ardından süngü hücumuna kalkan Yahya Çavuş ve askerleri burada
İngiliz hücumunu geciktirmiş ve savaşın geleceği üzerinde büyük rol oynamıştır.
Bu çatışmadan Yahya Çavuş ve birkaç askeri sağ çıkabilmiştir.


Bu olayın anısına, Ertuğrul koyuna hakim bir tepede yapılan anıtta, mermer bir
kaide üzerinde Yahya Çavuş iki yanında ellerinde bayrak ve tüfek tutan iki
askerin arasında canlandırılmıştır. Mermer kaide üzerindeki plakette ise Yahya
Çavuş’un adı yazılıdır.
Çanakkale Şehitler Abidesi ve yanındaki Şehitlik
Gelibolu,
Seddülbahir’in 3 km. kuzeydoğusunda, Morto Koyu’nun doğusunda denize hakim Eski
Hisarlık Tepe’nin sırtında Ömer Kaptan tepe’si üzerinde yer alan bu anıt bütün
Çanakkale Savaşları şehitlerinin anısına yapılmıştır. Bu anıt, Çanakkale
Savaşları’nda şehit düşen 253.000 şehidi simgeleyen anıtların en görkemlisidir.

Çanakkale şehitleri anısına ilk olarak anıtın yapılması için Alçıtepe düşünülmüş
ve planlanmış, ancak arazinin bozukluğu ve denize uzak oluşundan ötürü bundan
vazgeçilmiş ve bugünkü yerine yapılmıştır. İlk kez bu anıtın yapılması 1944’te
kararlaştırılmış ve aynı yıl bir yarışma açılmıştır. Yarışmayı Y. Mimar Doğan
Erginbaş ve Y.Mimar İsmail Utkualan’ın hazırladığı proje kazanmış, anıtın
yapımına 19 Nisan 1954’te başlanmış ve 21 Ağustos 1960’ta tamamlanarak
açılmıştır.

Anıt 25.00x25.00 m. ölçüsünde bir kaide üzerine 41.70 m. yüksekliğinde dört ayak
üzerine oturtulmuştur. Buradaki ayaklar 7.50x7.50 ölçüsünde, 10’ar m. aralıklı
olup, girişte 30.00x30.00 m.lik bir onur holü bulunmaktadır. Anıtın ayakları
üzerinde bulunan rölyefler Kültür Bakanlığı’nca yaptırılarak 27 Kasım 1999’da
açılmıştır. Anıt, son derece güzel bir ışıklandırma sistemine sahiptir.
Bahçesinde bulunan direk yekpare bronzdan olup 25 m. yüksekliğindedir. Bu direk
ABD’de yaşayan Nazmi Celal (William Johnson) tarafından hediye edilmiştir.
Anıtın tümü 625 km.lik bir alanı kaplamaktadır.
Anıtın orta yerindeki taş blok
burada şehit düşmüş askerlerin toplu mezarlarını sembolize etmektedir. Bunun
üzerinde Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri için yazdığı şiirin ilk mısrasına
yer verilmiştir. Ayrıca anıtın altında Çanakkale Savaşı eserlerinden oluşan bir
müze açılmıştır. Bu müzede savaş alanı kroki ve haritaları ile savaşta
kullanılmış mermiler, dürbünler, Anzaklara ait mektuplar, içki, ilaç, karavana
kapları, sigara tabakaları ve bazı savaş araç ve gereçleri sergilenmektedir.
Bunlar arasında her iki tarafın birbirlerine açtıkları ateş sırasında havada
çarpışan mermiler ile kemiklere saplanmış mermi ve şarapnel parçaları
bulunmaktadır.
Çanakkale Şehitler Anıtı’nın yanında Mayıs 1992’de yapımı tamamlanmış bir
şehitlik bulunmaktadır. Burada üstlerine ay yıldız konulmuş, isimleri tespit
edilebilen 100 subay ve 398 erin isimleri yazılıdır.
Alçıtepe Garnizon Anıtı
Alçıtepe köyü
girişindeki askeri birliğin içerisinde yer alan bu anıt, yukarıya doğru küçülen
üç merdivenle çıkılan küçük bir platformun üzerindedir.

Mermerden yapılmış olan
anıtta kare çerçeve içerisinde bronzdan Atatürk’ün büstü ve onun altında
Atatürk’ün şu sözleri yazılıdır:
”Vahdette ve emelde ısrar eden millet mağrur ve mütecaviz düşmanı gurur ve
tecavüzünde nadim Kılar.” K.Atatürk
Mareşal Fevzi Çakmak Anıtı ve Harp Karargahı
Alçıtepe Köyü’nün
2.70 km. doğusunda Mareşal Fevzi Çakmak Anıtı bulunmaktadır. Çanakkale
Savaşları’nda 5.Kolordu komutanı olan Mareşal Fevzi Çakmak anısına 1941’de
yapılmıştır.

Pembe renkli mermerden kare bir kaide üzerinde yukarıya doğru daralan küçük bir
sütunun üzerinde bir top mermisi dikine olarak yerleştirilmiştir. Bu anıtın 300
m. uzağında ise, Mareşal Fevzi Çakmak’ın savaş karargâhının yerini belirten bir
anıt dikilmiştir. Bu anıt beyaz mermerden olup, beyaz mermerden kare bir kaide
üzerinde ikinci bir kare kaide ve onun üzerinde de yukarıya doğru daralan bir
dikili taş şeklindedir. Anıtın tümü alçak bir duvarla çevrilmiştir.
Son Ok
Anıtı
Alçıtepe Köyü’nün
500 m.batısında alçak bir duvarla çevrelenmiş bir alanın ortasına üç katlı beyaz
mermerden bir anıt yapılmıştır. Kare kaide üzerinde yükselen dikdörtgen anıtın
yan yüzleri şehit Mehmetçiklerin kanlarını sembolize etmek için kırmızı renge
boyanmıştır. Anıtın üzerinde ay yıldız, altında dikdörtgen bir çerçeve
içerisinde, elinde silahı ile Mehmetçik röliyefi bulunmaktadır. Bunun altındaki
kitabede ise;

“120 mm.lik Muhasara Bataryası bu mevziden düşmanı süngü hücumu ile attı ve III.
Kirte (Alçıtepe) Zaferini sağladı. 7 Haziran 1915” yazılıdır.
Anıtın iki yanına uçları yukarıya doğru olmak üzere iki top mermisi
yerleştirilmiştir.
Nuri Yamut Anıtı
Alçıtepe Köyü’nün
2,5 km. batısında, Zığındere Vadisi’nin üstünde, Saroz Körfezi’ne hakim
Silahendaz yamacında, 28 Haziran 1915 de Zığındere Savaşı’nda şehit düşen
askerlerin anısına Gelibolu II. Kolordu Komutanı Nuri Yamut tarafından
yaptırılmıştır

Onbaşı
Seyit Anıtı ve Rumeli Mecidiye Bataryası
Kilitbahir yakınında
Mecidiye Şehitliğinin karşısında bulunan alandaki bu anıt, Seyit Onbaşı’nın
anısına yapılmıştır. Mermer bir kaide üzerine 275 kg.lık bir mermiyi taşıyan
Seyit Onbaşı’nın bronz heykeli yerleştirilmiştir.


Seyit Onbaşı Edremit’in Havran-Çamlık Köyü’nde 1889 yılında dünyaya gelmiş,
1909’da askere alınmıştır. Askerliğinin 6.yılında Gelibolu Mecidiye Bataryasında
topçu eri iken Queen Elizabeth ve Ocean zırhlılarının açtığı ateş sonucu açılan
çukura baş aşağı beline kadar gömülmüştür. Yanındaki sıhhiye eri Onu
bacaklarından çekerek kurtarmıştır. O sırada bataryada bir tane top ve birkaç
topçu eri hayatta kalmıştır. Gemilerin ateşi devam etmekte iken topun mermiyi
kaldıracak olan metaforası (vinci) isabet aldığı için parçalanmıştır. Bunun
üzerine Seyit Onbaşı, 276 kg.lık mermiyi arkadaşı Niğdeli Ali’nin yardımı ile
sırtlamış ve bu şekilde topun altı basamağını çıkarak mermiyi topa sürmüş ve
ateşlemiştir. Bu atışla Ocean’a isabet eden mermi gemiyi hareketsiz bırakmış ve
bir süre sonra da Ocean batmıştır. Bundan sonra Türk Müstahkem Mevkileri
Komutanı Miralay Cevad Bey (Alb.Cevat Çobanlı) eliyle Ona onbaşı rütbesini
takmıştır.

Seyit Onbaşı Kurtuluş Savaşı’na katılmış ve yaralanmıştır. Savaştan sonra
Havran’da bir yağ fabrikasında hamallık yaparken 50 yaşında zatürreeden
ölmüştür. Bugün doğduğu köye, Havran’daki ilkokula ve bir sokağa Onun ismi
verilmiştir. Havran’da top mermisini taşırken temsil edilen bir heykeli
bulunmaktadır.
Mecidiye Bataryasının bulunduğu yerde o günün anısına mermerden bir kaide
üzerinde dikdörtgen şeklinde yukarı yükselen Mecidiye Anıtı bulunmaktadır.
Mehmet
Çavuş Anıtı
Arıburnu, Cesaret Tepe
üzerinde; sayıca üstün Anzak kuvvetlerine karşı savunmasını gösteren ve onlara
tepeyi vermeyen Mehmet Çavuş ve takımının anısına bir anıt yapılmıştır. Bu
nedenle de bulundukları tepeye “Cesaret Tepe” ismi verilmiştir. Mehmet Çavuş’ın
yakın dövüşte süngüsü kırılmış, taş ve yumrukla karşı koyarken de şehit
düşmüştür.

Mehmet Çavuş Anıtı kare bir kaide üzerine, 3.10 m. yüksekliğinde dört köşe bir
sütundur. Kitabesindeki çapraz konmuş iki kılıcın üzerinde de Mehmet Çavuş’un
ismi yazılıdır.
Kanlı Sırt
Anıtı
Gelibolu Yarımadası’nın
en dar yerinde, Kabatepe ile Conkbayırı arasında kalan kanlısırt’ın doğu ucunda
Kanlısırt Anıtı bulunmaktadır. Buradaki Anzak ve Türk siperleri birbirlerine çok
yakın olduklarından ötürü ölülerin siperden çıkartılıp gömülmesi
olanaksızlaşmıştı. Bu nedenle de burada dökülen kanlardan ötürü Kanlısırt ismi
verilmiştir.

Anıt yarı konkav şekilde köfeki taşından levha halinde yapılmıştır. Bu anıtın
üzerinde;
“Anzak Kolordusu 6-7 Ağustos 1915’de Anafartalar bölgesine çıkartma yapan
9.İngiliz Kolordusunun hedefine ulaşmasını kolaylaştırmak amacıyla 19. ve 16.
Tümenlerin savunduğu Arıburun cephesindeki Türk kuvvetlerini yerinde tutmak için
taarruz etti. 16. Tümen birlikleri çok çetin geçen çarpışmalarda 1520 şehit,4750
yaralı vermesine rağmen kanlı sırtı kahramanca savundu” yazılıdır.
Kanlısırt’ın bitiminde sağdaki İngiliz Mezarlığının kenarında bir kanal
görülmektedir. Deniz tarafından çıkartma yapan askerlerin kazdıkları bu tünel
fark edildiğinde patlatılarak düşmanın çıkışına mani olunmuştur.
Mehmetçiğe
Derin Saygı Anıtı
Gelibolu’da Kanlısırt’a
çıkan düzlükte kucağında yaralı İngiliz askerini taşıyan Mehmetçik’in mermer bir
kaide üzerinde bronzdan yapılmış bir heykeli bulunmaktadır. Bu anıt 1995 yılında
yapılmıştır.
Çanakkale Savaşları’nda Kanlısırt’ta birbirlerine yakın siperlerde yoğun ateş
devam ederken bir Anzak subayı kendi siperlerinin önüne yaralı olarak düşmüş ve
acı içerisinde kıvranmaktadır. Ateş devam ettiğinden Anzaklar kendi subaylarına
yardım edememişlerdir. Bu sırada Türk siperlerinden beyaz bir mendil sallanmış
ve ateş kesilmiştir. Siperden çıkan bir Türk askeri yaralı Anzak subayına doğru
giderek onu kucaklamış ve Anzak siperlerine bıraktıktan sonra tekrar yerine
dönmüştür. Ardından ateş devam etmiştir. Bu olayın geçtiği anda sonradan
Avustralya Genel Valisi olan Ütgm. Lord Casey de o siperlerde bulunuyordu. Lord
Casey anılarında bu olayı şöyle anlatmıştır:

“ Biz Çanakkale yarımadasından Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı
kaybederek Kahraman Türk milletine ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz
büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi
evlatları gibi sever onun mertliği vatan ve insan sevgisi siperlerdeki
dayanılmaz heybeti ve cesareti bütün Anzaklıları hayran bırakan yurt sevgisi
insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe minnet ve saygılarımla”.
Kabatepe
Arıburnu Sahil Anıtı
Conkbayırı’ndan, Kabatepe sahiline
inildiğinde deniz tarafındaki küçük bir tepenin üzerinde mermerden, konkav
şeklinde bir kitabe görülmektedir. Bu kitabede ;
“ 27. Piyade Alayı’nın 8.Bölüğünden 1.Takım,25 Nisan günü sabaha karşı Arıburun
kıyılarına çıkan Anzak Kolordusunun 1.500 kişilik ilk kademesine ağır kayıplar
verdirerek kıyının dik yamaçlarına sığınmak zorunda bırakmıştır. İşte bu anıt o
kahraman takımımızın anısına dikilmiştir . Tk. Komutanı Atğm. Muharremdir.”
Damakçılık
Bayırı Anıtı
Anzak Koyu ile Anafartalar arasındaki
yamaçta mermer üzerine yazılmış bir yazıt bulunmaktadır. Bu kitabede;

“ Anafartalar Grup K.Alb.Mustafa Kemal 7.Tümeni 9 Ağustos 1915 günü Damakçılık
Bayırına taaruz ettirerek Anzak kolordusunun,9.İngiliz Kolordusu ile işbirliğini
ve Kocaçimentepe yönünde belirecek tehlikeyi önledi.”
Yusufçuk
Tepe Anıtları (Mestantepe)
Conkbayırı’nın kuzeyinde
Küçükanafartalar köyü yakınında 70 m.yüksekliğindeki Tusufçuk Tepe’de Yusufçuk
Tepe Anıtları bulunmaktadır.
Çanakkale Savaşları sırasında Anzaklar 9-10 ve 21 Ağustos 1915’te bu tepeyi
almak için uğraşmışlar ancak, büyük bir direnişle karşılaşmışlardır. Burada
yapılan savunma ile Büyükanafartalar yolu Anzaklara kapatılmıştır. Yusufçuk
tepe’de yapılan bu savaş sonunda Anzaklar 5.300, Türkler de 2.600 kayıp
vermişlerdir.

Yakınında İngiliz mezarlığının bulunduğu bu tepede Conkbayırı’nda olduğu gibi
konkav mermerden üç anıt bulunmaktadır. Bunlardan birincisinin üzerinde;
“Arıburun cephesindeki Türk kuvvetlerini kuşatmak için 7 Ağustos 1915 günü
Anafartalar limanına çıkan düşman kuvvetleri zayıf gözetleme birlikleri
karşısında İsmailoğlu ve Yusufçuk tepelerine kadar ilerledilir.”
İkinci anıttaki kitabede;
Anafartalar Grubu Komutanı albay M. Kemal’in komutasındaki Türk kuvvetleri 9-12
Ağustos 1915’te, I.Anafartalar Muharebesi’nde düşman kuvvetlerini yenerek
,onları Kireçtepe ve Mestantepe hattına attı.”
Üçüncü anıttaki kitabede;
İki tarafın daha büyük kuvvetleriyle 21-22 Ağustos 1915 günü yapılan II.
Anafartalar Muharebesi sonunda düşmanın Sivritepe ve Mestantepe hattında taarruz
gücü kırıldı. Bu muharebelerde Türkler 8.155 şehit,düşman ise 19.850 kayıp
verdi.” Yazılıdır.
Kireçtepe
Anıtı
Anafartalar’dan Saros Körfezi’ne doğru
giden yol üzerinde, Anafartalar’a 20 km. uzaklıkta, mermi kovanları ile
çevrelenmiş, şehit mezarlarının yanında Kireçtepe Anıtı bulunmaktadır. Bu
anıttaki taştan konkav kitabede;

“ 6-8 Ağustos 1915’te Gelibolu ve Bursa Jandarma Taburlarının kahramanca
çarpışan üç bölüğü,iki tugay gücüne ulaşan İngiliz kuvvetlerini Karakol Dağı ve
Kireçtepe’de durdurup Anafartalar grubunun kuzey yanını korumuştur.” Yazılıdır.
Büyük
Kemikli Anıtı
Kireçtepe’ye giden yolun yakınında Büyük
Kemikli Anıtı bulunmaktadır. Bu anıtın kitabesinde:

“ 1915 yılının 25 Nisan sabahı Arıburun’a, 6-7 Ağustos gecesinde Anafartalar
limanına çıkan düşman kuvvetleri aylar süren muharebelerden sonra Gelibolui
yarımadasındaki Türk savunmasının geçilemeyeceğini anlayarak 20 Aralıkta bu
cepheleri boşalttı." Yazılıdır.
Lone Pıne
Anıt ve Mezarlığı
Kanlısırt’ta, burada bulunan tek çam
ağacından dolayı Tek Çam Anıtı isimi ile de adlandırılan bu şehitlik,
yarımadanın en büyük Avustralya Anzak mezarlığı olup kilise şeklindedir. Bu
anıta Tek Çam denilmesinin nedeni 6.Ağustos.1915’te bu sıtları ele geçiren
Anzaklar bir tek çam ağacı ile karşılaşmışlardır. Tepeyi savunan Türkler siper
hazırlamak ve gözetleme ile ateş sahasını daha iyi konuma getirebilmek için
ağaçları kesmiş ve bir tek çam bırakmışlardır. Arıburnu Savaşları’na katılan bir
askerin “Tek Çam” ismi ile bestelediği bir şarkı İngiliz askerleri tarafından
çok sevilmiştir.

Tek Çam Anıtında 4.228 Avustralya, 708 Yeni Zelanda askeri temsil edilmektedir.
Mezarlıkta ise kimliği belirlenememiş 1.167 kişinin mezarı bulunmaktadır. Anıtın
yüksekliği 16 m.dir. Savaşa katılan bütün subay ve erlerin isimleri, mezarları
bulunamamış olanlar da dahil olmak üzere anıtın kaidesindeki mermer kitabede
yazılıdır.
Helles
Anıtı
Batı kaynaklarında Gelibolu
Yarımadası’nın uç kısmına, bugünkü Seddülbahir bölgesine Hellespoint ismi
geçmektedir. Grek mitolojisine göre Kral Athamas’ın kızı Helen altın post
üzerinde Kafkasya’ya gitmek için boğazı geçerken düşüp boğulmuş ve bu yüzden de
buraya Helespoint ismi verilmiştir. Çanakkale Boğazı’nın girişinde bulunan
İngiliz anıtı bu nedenden ötürü Helles Anıtı ismini almıştır. Bu anıt
İngilizlerin (18.905) Avustralyalı (248) Hintli (1.530) Gelibolu’da kaybettiği
20.763 askerini temsil etmektedir.

İngilizlerin 29.Kraliyet Deniz Tümeninin karaya çıktığı Teke Koyu’na hakim Gözcü
Baba Tepesi üzerindeki bu anıt 36 m. yüksekliğinde olup, iki kademeli bir kaide
üzerine kesme taştan yapılmıştır. Anıtın projesini J.Burnet yapmıştır. Anıtın
üzerinde bir de kitabe bulunmaktadır.
Yeni
Zelanda Anıtı ve Şehitliği
Gelibolu Conkbayırı’ndaki
Yeni Zelanda (Anzak) Anıtı burada ölen 4.223 Avustralyalı, 709 Yeni Zelandalı
askerin anısı için dikilmiştir. Çanakkale Savaşları’nın en şiddetli geçtiği bu
yere 25 Nisan 1915’te Anzaklar çıkarma yapmış ve çevreyi ele geçirmişlerdir.
Ancak kısa bir süre sonra Türkler buraya yeniden hakim olmuşlardır. Buradaki
Türk siperleri 6 Ağustos 1915’te beş gün beş gece süren şiddetli bir
bombardımanından sonra Anzak tugayının eline geçmiştir.

Yeni Zelanda Anıtının önündeki kapıdan küçük bir şapele girilmektedir. Bu
kapının üzerinde taş rölyef halinde büyük bir haç yapılmıştır. Anıt Lone Pine
Anıtı gibi çan kulesi şeklinde kesme taştan çok köşeli bir anıttır.
Çanakkale Savaşları’nın en şiddetli geçtiği bu yer bölgenin en büyük Anzak
şehitliği olup, her yıl 24-25 Nisan günü Avustralya ve Yeni Zelandalılar
tarafından ziyaret edilmekte ve törenler düzenlenmektedir.
Fransız
Anıt ve Mezarlığı
Hamzakoy’a karşı Morto
Koyu’nun kuzeyindeki yamaçta Keşan Caddesi üzerinde Fransız Mezarlığı
bulunmaktadır. Bu mezarlık geniş bir avlu ve avlu bitimindeki çan kulesi
şeklindeki bir anıt ve Fransız askerlerinin mezarlarından oluşmaktadır. Mezarlık
1854 Kırım Savaşı sırasında ölen Fransız askerleri için yapılmıştır.Mezarların
metal haçları ortasındaki kare plaketlere ölenlerin isimleri yazılmıştır. Burada
3.236 mezar bulunmaktadır. Mezarlıktaki anıtın kaidesine Victor Hugo’nun bir
mısraı yazılıdır:

“Zafer ebedi Fransa’mıza
Övgüler onun için ölenlere
Şehitlere,kahramanlara,güçlülere
Onlardan ilham alanlara
Ve yaşadıkları gibi ölecek olanlara”
Kırım Savaşı’nda Osmanlılar ile birlikte müttefik olan Fransız ve İngilizler
Gelibolu’ya asker çıkarmış ve Trakya üzerinden Kırım’a gitmişlerdir. Mezarlığın
alt bölümündeki küçük bir bina içerisinde savaşta ölmüş Fransız askerlerinin
kemikleri bulunmaktadır. Fransız mezarlığı İstanbul Fransız Başkonsolosluğunun
kontrolü altında bulunmaktadır.
V.Beach
Mezarlığı
Ertuğrul Koyu’ndaki yamacın önünde
bulunan bu mezarlık, savaşta burada ölen İngiliz askerlerine aittir. İngilizler
burada ölen askerleri için bu mezarlığı yaptırmış ve koya da V.Beach ismini
vermişlerdir.

Çanakkale savaşları sırasında karadan buraya geçemeyeceğini anlayan İngilizler
Ertuğrul Koyu’na çıkartma yapmışlardır. İngilizler 26.Alayın 3.Taburunun
direnişi ile karşılaşmışlar 48 saat boyunca 12 İngiliz taburu ve onları denizden
destekleyen 10 savaş gemisine rağmen İngilizler yerlerinde kalarak
ilerleyememişlerdir.
Lancashire
Landing Mezarlığı
Teke Koyu’ndaki dere boyundan 500 m.
içeride, Karacaoğlan Tepesi’nin doğu yamacında İngilizlerin Lancashire Landing
Mezarlığı bulunmaktadır.

Pink Farm
(Pembe Çiftlik) Mezarlığı
Teke Koyu’ndan 500 m. içeride Pink Farm
Mezarlığı bulunmaktadır. Çanakkale Savaşları’nda İngilizler Teke Koyu’na
yaptıkları çıkarmada büyük bir direnişle karşılaşmışlardır. İngilizlerin 4
taburu burada 25 Nisan 1915 sabahı 26.Alayın 12.Bölüğü tarafından 48 saat
boyunca durdurulmuştur. Bu çıkarma sırasında İngilizler de büyük kahramanlık
göstermiş, altı İngiliz askerine “Victoria Cross” nişanı verilmiştir.
İngilizlerin “W.Beach “ adını verdikleri bu yerde ölenler için bu mezarlık
yaptırılmıştır.
|